Emin Gürses’ten Sırrı Süreyya’ya: “Bunlara devrimci şiddet uygulayacaksın”

İktisat Kongresi’ne katılan konuklar nedeniyle Tunç Soyer’i eleştiren Gürses, ardından kongrede konuşma yapan Sırrı Süreyya Önder’i hedef aldı:

“Adam ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’un ne olduğunu anlatıyor. Ne olduğunu bilmiyor. Bu cümle o döneme göre söylenmiş. Yani memleket o kadar zor durumda ki aman barış olsun da çünkü savaşacak takati kalmamış milletin. 1912’den 1922’e kadar savaşmış. Şimdi iktisat kongresi yapıyorsunuz. Bu İzmir Belediye Başkanı, bu iktisat kongresi bu kadar ayağa mı düştü ya! Hani iktisatçılar? Çağır Korkut Boratav’ı. Memlekette bir sürü namuslu iktisatçı var. Film konusunda konuşacaksa, film konusunda konuştur. ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’un ne olduğunu bilmeyen bir adam. Tarihi koşulları bilmiyor ki. Korkut Boratav’ın olmadığı İktisat Kongresi mi olur?…

“FUKUYAMA KİM, ONU ÇAĞIRIYORSUN?”

Sırrı Süreyya Bey esprili konuşmalarını yapsın ama iktisat kongresi değil onun yeri. Konuşur çünkü onu bağlayan bir şey yok ki! bu cümlenin anlamını bilmez o, tarihçiler bilir, o tarih okumamış. Böyle oyuncak mı zannediyorlar onu ya! Şu memleket ne kadar ayağa düştü ya! Bir de İzmir İktisat Kongresi diyor ona. İzmir Belediye Başkanı haydi Allah’tan korkmuyor diyelim, biraz utansın kullardan ya! Burada iktisatçılar nerede? İktisat konuşun biraz. Fukuyama kim, onu çağırıyorsun? İktisatla ne ilişkisi var?… Fukuyama’nın yazdığı; ‘Batı kapitalizmi kazanmıştır, dünyada artık tarihin sonu gelmiştir. Tarihin sonu kapitalizmin başarısıdır’ O sosyalizme saldırıyor. Onun orada ne işi var. İktisat kongresi dediğin, ülkenin iktisadi geleceği için bazı öneriler sunar. Öneri yok. Kurtuluş Savaşı ile dalga geçiliyor, adını da iktisat kongresi koymuşlar. Ayıp bir şey var ya!”

“KENDİSİ KÜRT DE DEĞİL, KÜRTLERİN BAŞINA BELA”

Kıvanç Özdal’ın “Sırrı Süreyya Önder kime bağlı olduğunu söylüyor, Öcalan’a selam yolluyor” sözleri üzerine Gürses, “Öcalana bağlıysa Amerika’ya bağlı. Öcalan bunlardan daha ileridedir. Bunlar daha fazla bağlı Amerika’ya. Kendisi Kürt de değil. Kürtlerin başına bela olmuşlar bunlar. Bulmuşlar Türkiye gibi bir yer, konuşuyorlar. Olsalardı İspanya’da görürdüm onları ben” dedi.

Konuşmasının tamamını izledim diyen Kıvanç Özdal, Öndere yönelik olarak “Bir de şirinlikler yapıyor. Hapishanedeyken Almanca öğrenmeye çalışıyordum. Burada da Alman konuklarımız var, şöyle böyle. Almanlara yaltaklanıp, Mustafa Kemal’e laf söylüyor” diye konuştu.

“BUNLARA DEVRİMCİ ŞİDDET UYGULAYACAKSIN”

Sırrı Süreyya Önder’in ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ sözüyle ilgili konuşmasını eleştiren Gürses, şunları söyledi:

“Aslında biz devrimci bir hükümet olursa bunların hepsini nere istiyorlarsa göndereceksin. Japonya’ya mı, nereye istiyorlar, adalar mı, bir ada bulup oraya göndereceksin. Çünkü bu kadar özgürlük bunlar… Orada bilimsel bir toplantı yapılıyor, dalga geçiyor. Kuvay-i Milliye ile dalga geçiyor. Bu insanlar toprak altında yatıyor. 3 buçuk milyon insan toprak altında yatıyor. Bunlarda utanma falan yok ya! Bunları ciddiye almayacaksın bunlara devrimci yöntem uygulayacaksın. Yani devrimci şiddet uygulayacaksın bunlara. Onun için diyorum ihtilalci sosyalizm şarttır. Bunlar sosyalizmde hayatta konuşamazlar. O İzmir Belediye Başkanı falan mümkün değil. Onlar sosyalizm de zaten Türkiye’de kalamaz. alışmışlar bedava memleketi yemeye, içmeye, bir de gülüyorlar. Adam orada Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna saldırıyor, gülüyor adam. Oradan biri de tepki göstermiyor…”

ÖNDER NE DEMİŞTİ?

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin 6’ncı gününde “Sadakate Davet” oturumunda Önder, şunları söylemişti:

“İzmir İktisat Kongresi, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünün ilk ya da ikinci sarf edildiği yer. Tarihçi değilim, farklı yorumlar var. Misak-ı Milli’den daha azına razı olunmuş ve bütün Batı’ya biz sizin Orta Doğu’daki hesaplarınızla ilgili değiliz denmiş. Atatürk, ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ diyerek bir barış mesajı vermemiş aslında. Bu benim fikrim.

Yani sizin oradaki hesabınızla biz ilgili değiliz, Osmanlı’dan elimizde kalan bu bakiye ile kendi yağımızda kavrulacağız demiş ve bunun karşılığında yüz yıllık bir avans almıştır. Biz de ülkeyi bu yüzyıl o lafla buraya getirmişiz.

Başlangıçtaki biz kavramı giderek teke indirgenmiş. Teke indirgenmek için de mutlaka o bizin dışında kalanların bir ya da bir kısmının düşmanlaştırılması gerekir. Hayatın doğası bu. Bu da yapılmış. Ben ötekileştirilen bir kesimin çok değer verdiği Orta Doğu’daki bütün halkların kutsal saydığı bir bayramda konuşmacıydım.

Türkiye’de kısa bir resmi tarihi var. Onu söylemek istiyorum. Önce zinhar yasaktı. Kürt yoktu, yasaktı. Dağda yürürken kart kurt. Sonra Nevruz diye bir bayramları yoktu. Asurlu kral yoktu. Demirci Kava yoktu efsanedeki. Sonra Nevruz olabilir dediler, çünkü 91 ve 92 yılında 31 kişi ile 94 kişi yanılmıyorsam Nevruz kutlamaları sırasında hedef gözetmeksizin açılan ateş sonucu katledildiler bayram kutlarken…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir